Tunceli / Pertek / Ulupınar Köyü İnternet Sitesi / www.ulupinarkoyu.net
  Ana Sayfa   Köyümüz   Resim Albümü   Video   Ulaşım   İletişim
  Muhtarlık
  Kültür - İnanç
   Dersim
  Ziyaretçi Defteri
  Köy Telefon Rehberi
  Medya; Seçme Yazılar
   Kıssadan Hisse
  Özlü Sözler
  Makalaler
  Söyleşiler
  Söylence
  Deyişler
  Fıkra
   Şiir
  Secere

  Doğanlar

  Evlenenler
 Hakka Yürüyenler
Yararlı Dosya ve Linkler


Web'te Türkçe

Hatırladıklarım

ULUPINAR KÖYÜ

      SU TANZİMİ
  1- MIRTANLAR (GÜNEŞ)
  2- YUSUFAN (DEMİR, DOĞMAZ, AĞ)
  3- YUSUFAN (DEMİR, DOĞMAZ, AĞ)
  4- RAHBERLER ( İLBAY, ASLAN,)
  5- HAZIR’LAR  (HAZIR)
  6- KEŞKEK’LER (KEŞKEK)
  7- GÜR’LER (GÜR, PALABIYIK
  8- MILANLAR(TEPE, OKUR )
  9- ŞATIKANLAR ( YILDIZ, ÖKSÜZ, KARAKUŞ, ERDEM’LER)
10- MAMANLAR (ÖKDEMİR, KAPLAN)
11- KÖSELER(KÖSE, GÜNGÖR, KAYA’LAR, BAŞ
12- DURSUN (DURSUN)
Yukarıdaki liste köy suyunu paylaşım listesi olarak kabul edilmiştir.

       Ulupınar Köyü tahminen 1867 yılında 12 parçaya bölerek 12 kardeş tarafından alınarak yerleşilmiştir.
  1- Hasan Ağ (Duman) Hüseyin AĞ
  2- İsmail DOĞMAZ – Süleyman DEMİR
  3- İLBAY’LAR
  4- HAZIR’LAR
  5- KEŞKEK’LER
  6- GÜR’LER
  7- MILANLAR
  8- HEMEDANLAR
  9- ŞATIKANLAR
10- GÜNEŞ’LER
11- MAMANLAR
12- KÖSE’LER

      Yaşlılarımız, Ulupınar iki kişiye çok üç kişiye az gelir diye arazi tanımı yaparlardı. (Ağa HAZIR – Hasan İLBAY – Mıçi Mırtan (Api Mıçi) Bunlardan bu sözü duymuşumdur.
       İLBAY’LAR Sıdıkan’ların Rehberidir (Demir, Doğmaz, Ağ)  Evlerin bölüşümü sırasında şu anda Hazırların evlerinin yeri, Demir, Doğmaz ve Ağ’lara düşmüş. Biz rehberlerimizin üstünde oturmayız, günahtır deyip, şu anda oturdukları evlere taşınarak Hazır’larla yer değiştirmişler.
      Hıdır İLBAY ile 1979 yılında İstanbul’da özel bir sohbetimizde kendisine büyüklerimiz derlerdi ki rüyamızda Rehberlerden birini görürsek bize iyi gelirdi, herhangi bir zor veya hastalıkta rüyada rehberlerden birini görsek bize çok iyi geldiğini büyüklerden çok duymuştum. Aynı duyumu Mırtan’lar için de söylerler. Bu durumdan bahsedince, kendisi de bana :”Biz de sizlerden birini rüyamızda görünce bize iyi geliyor.” Demişti.(Bu sohbette Kayınbiraderim Aydın Ağ’da vardı)
      Ulupınar’lılar Keşkeğuran aşiretinden olup, Sıdıkan, Cıvreşan ve Hemedan olmak üzere 3 kardeştir.
      SEDIKANLAR: DOĞMAZ/DEMİR/AĞ/BAŞ/KÖSE/GÜNGÖR/ÇEŞME/KIŞLAKÇI/KAYA’LAR
      CIVREŞANLAR: HAZIR/KEŞKEK/ÖKDEMİR/GÜR/PALABIYIK/KARADAĞ’LAR
      HEMEDAN: YILDIZ/AKKAYA/TOKA’LAR ve ŞATIKAN: ÖKSÜZ/KARAKUŞ’LAR
      Ancak Hemedan ve Şatıkanların; Sedıkanların bir kolu olduğu söylenirdi. 1960’lı yıllarda yaşlı amcalarımızın anlatımlarından kayıt aldığımı hatırlıyorum.
      1900 yılından itibaren Ulupınar Köyü’nden ayrılanlar olmuştur. Bunlar: Pınarlar nahiyesi/Vasgirt, Kürdemlik, (Murat nehri karşısı) ve Elazığ Hulfenk köylerine göç etmişlerdir. Hasan İLBAY’ın babası Kekil İLBAY’ın 1900’lü yıllarda KIRIM’A taliplere gittiği Hıdır İLBAY tarafından anlatılırdı.
      Ulupınar Köylüleri, Tunceli Yukarı Pilvenk (Dedeağaç) Köyünden suyun batı kısmından OĞ, ARİMAN, BALKAN ve ZARGAVUT ormanları civarında yerleşmiş ve hayvancılıkla geçinirlermiş. Oradan 1867 yılında Ulupınar’a gelip yerleşmişler.
      Ulupınar adından da anlaşılacağı üzere suyu bol olan bir yer. ERMENİ ustalar tarafından üstü sal taşları ile kapatılarak evlerin altında geçirilerek şimdiki mecrasında akıtmışlardır. Kemerli Çeşme Agop Usta tarafından yapılmış olup kemerine işlenen kartal simgesi kabartma takdire şayandır.
      Ulupınar halkı; geyik, su tavuğu gibi yaban hayvanlarını avlamayı günah sayar ve yasaklamıştır. Ulupınar’ın üst tarafındaki bademlik ve ormanlık olduğunu yaşlılar söylerlerdi. Kırklar Tepesi’nde de ardıç ağaçları varmış. Ancak yanlış bir şekilde bunlar katledilerek kesilmişlerdir. Oysa benim düşünceme göre ağaç kokusu harikadır ve şifadır ve de kutsaldır.
      Ulupınarın eski mevki adları: Ağpin / Kevribel / Gollı Camıran / Nal / Gargut / Mezelan / Kani Tan / Kani Sıpi / Salı Kori / Destı Nukan/ Destı Heşt / Azı Bayifan / Pemu / Kalorı kıcık/ Lanetme,Kefirihefş,Arımudi,Teğtıbenişt,Kortı mezın,Kortıkıcık,Nalıboğan,Kunı Dızan / Ari Cemı / Kırklar / Hozapir vb.
      Hozapir 1946 yılından beri Hozat’ın ERGEN köylüleri ile mahkemelik olup mahkemesi halen de devam etmektedir.
      Köylüler ziraat, meyvecilik ve hayvancılıkla geçinmektedirler. Ermeniler zamanında kalma 1000 yıllık dut ağaçları da Ulupınar halkının temel gıda maddesinden birini oluşturmaktadır. Ancak 1960’lı yıllarda ulu ceviz ağaçları köklerinden çıkarılıp ilaç veya başka bir nedenle kesilip götürüldüğüne gözlerimle şahit oldum. Bana hala bir anlam veremediğimi de belirtmek istiyorum.

      PİLVENKLİLER
      Keşkehuran
      Sılımanan
      Piran
      Helifan
    
      Keşkehuranların bir kısmı Ulupınar Köyü’ne dğer bir kısmı da Erzincan’ın Refaiye ilçesine göçmüşlerdir.
      Süleymanan’lar Pertek’in Gülbarin Köyünde (Ancak Keşkehuranlar’dan ayrıldıkları söylenirdi, sayıları azdır.) ikamet etmektedirler.
      Piranlar Şüşenk, Erindek Dere Nahiyesi, Carhek ve Ağzunik köylerinde ve daha sonra da, Pınarlar nahiyesinde yerleşmişlerdir kendilerini Seyit Nizam oğullarından olup seyitlik için iddıaları vardır.
      Helifanlar mürşit ve pir payesi olup kendilerinin Şıh Delirı Berhucanı (Kuzucan)(1200) evlatlarından olduklarını söylerler.
      Pilvenklilerin, Şadili Aşireti’nden ayrılan bir kol oldukları da söylenir(ki ben şahsen buna inanıyorum).Dilleri Kurmanci’dir. Pertek, Şavak, Pınarlar, Malazgirt, Çemişgezek ve Beğtiyaran Aşiretleri de Kurmaci konuşurlar.
      Ulupınar köylülerinin erkekleri eski Türkçeyi okuma yazmayı bilirlerdi. 1900 yılında eski Türkçe eğitimi almışlardır. 1923’te kendi imkânları ile Taş mektep (İlkokul) yapıp eğitim, öğretime devam etmişlerdir. Daha sonra da köyün üst tarafındaki İlkokul yapılmış ve eğitim, öğretime orada devam edilmiştir.
      Dere Nahiyesi köylülerinin çocukları da Ulupınar İlkokulundan mezun olup Kız ve Erkek öğrenciler olarak Köy Enstitülerinde yatılı olarak okumuşlardır.
      Köy Enstitüsü mezunları öğrendiklerini geldikleri köylere öğreterek dünyada emsali görülmemiş bir ışık olmuşlardır. Gelişmiş ülkelerin bu modeli kendi ülkelerinin gelişimi için kullanacaklarına şüphem yoktur. Bunlar fotoğrafçılık, marangozluk, bahçecilik, arıcılık vb. birçok konuda rehber olmuşlardır.
      Köydeki İlkokul 5 yıllık olduğundan beşinci sınıftan itibaren çoğu AKÇADAĞ KÖY ENSTİTÜSÜ’ NE gidip mezun olmuşlardır. Bu Enstitü daha sonra Öğretmen Okulu’na çevrilmiştir. İlkokuldan sonra 6 yıllık bir eğitim görüp öğretmen olan bu gençler gittikleri Anadolu’nun her köyünde birer ışık olmuşlardır. Pedagojik donanımlı bu öğretmenlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel harcındaki emekleri yadsınamaz. Kanaatimce çok idealist öğretmenler olup ülkemizin her köşesinde her güçlüğe karşı seve seve çalışmışlardır.
      Ulupınar Köyü Tunceli ve Türkiye’nin en fazla öğretmen yetiştiren köyü olarak ne kadar övünse azdır. Bugün üniversiteyi bitiren Subay, Doktor, Mühendis, Öğretmen, Eczacı ve daha birçok alanda eğitimli insanlarımızı görmek bizi gururlandırıyor. İnsanlık tarihinde Cumhuriyetle birlikte bu denli hızla gelişen ülkenin başka bir yeri yoktur. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
      Ancak bugün okumuşların köyden ayrılmaları sonucu köyde çok aile kalmışlardır. Eski evler bakımsız veya yıkılmışlardır. “Gitmesek de, gelmesek de o köy bizim köyümüzdür.” diyen Ahmet Kutsi TECER ne güzel söylemiştir.    Bende şu teşbihi yapmadan edemeyeceğim: Köyde kalanlar köyden çıkanlara yabancılaştığı için “Gelseniz de gelmeseniz de bu köy bizim köyümüzdür” dediklerini hissedebiliyorum. Bu da benim hissiyatımdır.
      Çocukluğumda tarlalarda bostan (kavun-karpuz) ve tütün ekerlerdi. Dutları döküp pekmez, pestil yaparlardı. Cevizleri dökerlerdi. Kışın ceviz pestil erik yenir sohbetler yapılırdı, masallar (Çirok) anlatılırdı.
      Şubat ayının ikinci haftası Hızır Orucu (3 gün) tutulurdu. Perşembe akşamı Rayberlerin evinde cem bağlanırdı. Saz çalınır dualar ve On iki İmama mersiyeler dizilir sema dönülürdü. Ayrıca köyün içinde altında su akan üst üste iki büyük taşın olduğu (dut ağacı vardı. Her yıl üç kez Perşembe akşamı oraya gidilir gelen lokmalar dağıtılır ve dualar edilirdi. 1970 yılına kadar yapıldığını bildiğim bu geleneğin o tarihten sonra yapılıp yapılmadığını bilmiyorum.
      Miladi takvime göre Ocak ayının 13’ü Gağand olup üç gün oruç tutulurdu. Perşembe akşamı su içmeden yatılırdı. Gece rüyasında kim ona su verirse onunla evleneceği söylenirdi. Bütün gençler bunu yapardı. O akşam da cem bağlanır Hızır orucunda olduğu gibi aynı ritüeller tekrarlanırdı.
      Gağand’da kızlar ve erkekler ayrı ayrı evlerde toplanırlardı. Toplanmadan önce köyde davul eşliğinde tek tek evler gezilerek un, yağ, yemiş toplanırdı. Gece toplanılan evde toplanan malzemeyle ZIRFET yapılır ve yenirdi.    Yemişler de daha sonra çerez olarak yenirdi. Bütün gece sohbet edilir, şarkılar söylenir oyunlar oynanırdı. Gağand çocukların çok sevdiği ve dört gözle beklediği kutsal bir bayram günüdür. Bu geleneği unutmamak lazımdır, devam ettirilmesi de benim en önemli dileğimdir.
       Gağand’da evlerde un ve yağ tenekelere konuğu zeri düzeltilir ve üstü açık bırakılır,  beş parmağı ile düzeltirler. Hızır veya Hıristiyanların Noel Babası Aziz Nikolaus’un gelip pençe vurması için dua edilirdi. Bunun bereket,bolluk getireceğine inanılırdı. Bu rütüelin bugün hala yapılabileceğini sanmıyorum, unutulmuştur. Adet ve ananelerimizi unutmamalı, bunları çocuklarımıza anlatmaktan geri durmamalıyız. Onların kulakları da duysun, yapmasalar da bilsinler istiyorum.
       Pilvenk aşiretinin erenleri çoktur. Aşiretler “Evliyan-u Pilvankan” derler. Bu evliyalar daha çok İslamiyet öncesi Pagan dini inancının bir devamı ve güneş kültü katıksız saf bir inancın tezahürüdür.  Sultan Süleyman, Yusuf ve Eyüp Peygamber saygıyla anılır. İslami yeti kabulünden önce Pagan, Zerdüşt ve Semavi inançlar ve Hint felsefesi inançların harmanlandığı bir inanç sistemi vardır. Allahı bilir, peygamberi bilir, Ali’yi yüce bir zat (Veli) olarak tanır, Ehl-i Beyt, Peygamber, Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin inancın temel odak noktasını oluştururlar.
Kerbela olayını mersiyelerle ve cemlerdeki ritüellerle muharrem orucunu tutarak anarlar. Muharrem ayında 12 gün oruç sonrası cem bağlanır. Aşure çorbası dağıtırlar. En büyük dileklerimden biride bu geleneğin de devam ettirilip unutulmamasıdır.

1910 yılları sonrası, kesin tarihi bilinmemekle birlikte Amerika’ya giden Köylülerimiz
AMERİKADA KALIP GERİ GELMEYENLER
01-Menteş Hazır’ın            Amcası                    
02-Hıdır Palabıyık’ın          Amcası                                 
03-Haydar Baba’nın           Kardeşi                                
04-Mustafa Küçükokur’un  Amcası                     
AMERİKA’DAN GERİ GELENLER
01-Ali Erez                       (Süleyman Erez’in Babası)
02-Mustafa Güneş             (Mıcı Mırtan) İsmail Güneşin Amcası                                                  
03-Ali Kaptan                    (Ali Mımud)                            
04-Hıdır Köyüstü               (Ğıdı Mame ) Bekçi Şerif Kayanın, Hanımının amcası.                                                
05-Temir Baş                    (Temir Efendi) Hüseyin Başın Amcası                                    
06-Pıto  Hazır                    (Ağa Hazır’ın Amcası)          

Harput Amerikan Kolejinde okuyan Köylülerimiz    
01-Zeynel Hazır            Ağa Hazır’ın Kardeşi
02-Bedri Baş                İskender Baş’ın Amcası, Hüseyin Baş’ın abisi
03-Hasan Aydın                        Hemedanlıların rehberi, Margek’e taşındı
04-Mehmet Baş                        Hüseyin Baş’ın kardeşi
05-Fazlı Baş                 Hüseyin Baş’ın Kardeşi
Bu kolejde Mezun olanlar devlet hizmetinde Memur, Müdür türü görevler yaparak emekliye ayrılmışlardır.

      NOT: Cem; yılbaşında ve Hızır’da mutlaka yapılır. Diğer zamanlarda pirler ve mürşitler kışın geldiğinde yapılırdı. 60’lı yıllara kadar Maraş’ta Şükrü ve Mehmet Dedeler gelirdi. Şükrü dede köyümüzde vefat ettiğinden mezarı köyümüzdedir. Bargin’den de Kefçi Dırıj gelirdi.
              Muzaffer DEMİR
              Çınarcık, Eylül 2010

Köyde oynanan oyunlar:
Genellikle savunma, savma oyunları ile hedef tutturma tam isabet oyunları oynanırdı.
1 tekme oyunu, Çır oyunu, Çat oyunu-daire içinde sopayla ağaç çıkarmak, Leper oyunu, Hedef vurma, ceviz oyunu,
Cevizi oyuğa koyma oyunU, beş taş oyunu ve topaç. 


Yazan : Muzaffer DEMİR

 

 

 

Ulupınar Köyü İnternet Sitesi / www.ulupinarkoyu.net

Her hakkı saklıdır www.ulupinarkoyu.net design by cee